Create a free blog, web site, photo album, guestbook, earn money, share things with your friends!
Login | Sign Up 

Solders

ÜÇÜNCÜ PLEVNE MUHAREBESİ Osman Paşa

ÜÇÜNCÜ PLEVNE MUHAREBESİ Osman Paşa
Osman PaÅŸa, daha evvel
belirtildiği gibi, Lofça 'nın Ruslar tarafından ele geçirilmesi
kritik bir halde geride bırakmış olduğu Plevne'ye dönerek burasını
emniyet altına almış ve o akşam emri altındaki kuvvetlere umumi
emirler vermiş ve özellikle: "Düşman ertesi günü Plevne'ye
taarruzu memul olduğundan her cihette bir kat daha dikkat ve basiret üzere
bulunulması " hususuna dikkatlerini çekmiştir.

Plevne 'de muhtemel bir
taaruza karşı müteyakkız halde bulunulurken , diğer tarafta ise, 25
Agustos 1877 Rus -Rumen birleşik kuvvetleri Başkumandanı Romanya Prensi
Şarl, kuvvetlerini toplayarak karşı sahile geçmiş, 1 Eylül'de ise bu
hareket tamamlanmıştır.

Başlangıçta, yapılacak
bir muhasara hareketinin daha doğru olacağını ileri süren Şarl,
Rusların ısrarı üzerine tekrar taaruz edilmesi fikrini kabul etmiştir.

2 - Osman Paşa'nın
Kuvvetlerini Tertibi ve Muharebe Planı

Osman Paşa, kumandası altındaki
orduyu ÅŸu ÅŸekilde tertib etmiÅŸtir:

1-Albay Süleyman Bey
kumandasında: Optaniç mıntıkası , 2 tabur, 6 top .

2-Edhem Paşa kumandasında
: Bokva mıntıkası , 9 tabur, 11 top.

3-Albay Abdulezel Bey
kumandasında : Graviçe mıntıkası 2 tabur , 4 top. Kanlı Tabya 1
tabur , 2 top.

4-Albay Tevfik Bey : Arab
tabyası 3 tabur 4 top.

5-Albay Ömer Bey : Ömer
tabyası 3 tabur 4 top. Çorum tabyası 3 tabur 4 top.

6-Rifat Paşa : Çerkes mıntıkası
3 tabur 6 top . altabyası 1 tabur.

7-Tahir Paşa : Toçema mıntıkası
3 tabur 4 daÄŸ topu.

Rıza Bey : 2 tabur 2 top.

8-Albay Yunus Bey : KriÅŸin
mıntıkası 2 tabur 3 top.

9-Batı Cephesi : 1 tabur 4
top.

Osman Paşa'nın uhdesinde
ise doğu ve merkez mıntıkası kumandanlığı bulunmaktaydı. Kuzey mıntıkası
Adil Paşa'da, güney cephesi ise Hasan Paşa'ya bırakmıştı. Bu
muharebede tertibatının yanında istihkamlar tahkim edilmiş ve hazırlıklar
da tamamlanmıştı.

Osman Paşa'nın bu
muharebedeki planı ise şöyleydi:

"Plevne topçuları
birkaç gün fasılasız olarak Rus mevzilerini şiddetlice ateş altına
aldıktan sonra hücumu hazırlayacaktı. İlerleyen kıtalar top
menziline kadar gelip , geceleyin bu mevzilerde siperler yapacaktı.
Bundan sonra ise devamlı ve şiddetli bir surette düşman mevzilerine
ateş açılacak ve yavaş yavaş topçular ilerleyerek , ateşin şiddetini
de gittikçe kuvetlendirecekti. Piyadeler birkaç gün durmadan ateş
edecek, bundan sonra ileriye zayıf kuvvetler gönderilip topçuyu
kapatacaktı. Fakat büyük kuvvetler düşmanın gözünden gizli ve örtülü
olarak hazırlık mevzilerinde toplu bulunacaklardı.

Topçular yavaş yavaş düşman
siperlerine yaklaştıkça piyadeler de sürüne sürüne düşman
siperlerine hücum edeceklerdi. Süvariler d her iki kanadı koruyacaklardı
. Aynı zamanda düşman gerisinde de faaliyette bulunacaklardı.

3- Muharebenin Başlaması

Ruslar , 29 Ağustos günü
de dahil olmak üzere, beş gündür devam eden top ateşini kafi görerek
kesin bir hücum icrası için hazırlığa geçmeyi ve üç koldan hücumda
bulunmayı kararlaştırmışlardı.

Osman Paşa ise Rusların
durumunu idrak ettiğinden buna karşı gerekli tedbirleri almış
durumdaydı.

Aşağıda sureti aynen yazılan
muharebe içeriğinden de anlaşılacağı üzere, Ruslar Plevne'yi aşağı
yukarı muhasara altına almış haldeydi. Böyle olmakla birlikte , gerek
Osman Paşa ve gerekse emri altında bulunan birlikler ve subaylar ,
hayrete değer bir tevekkül ile, düşmanın teşebbüs etmesi muhtemel görünen
saldırılarına karşı koyabilmek için azim ve gayret ile, düzenleri
bozulan birlikleri yeniden teşkilatlandırmak ve harap bir hale gelen
tahkimatı yeniden tamir ve tesviye etmek için çalışmışlardı.

Osman PaÅŸa bu nazik ve
tehlikeli günlerde bir taraftan düşmana karşı koymaya ve ordunun
maneviyatını yüksek tutmaya çalışırken , diğer taraftan da İstanbul'daki
ilgili makamlara müracaatta bulunarak durumunu anlatmış ve kendisine
yardım edilmesi talebinde bulunmuştu.

4- Osman PaÅŸa ile
Tophane Müşiri'nin Mülakatı

Osman Paşa'nın düşmana
karşı şiddetle top ateşine başladığına dair, 7 Eylül sabahı İstanbul'a
gönderdiği telgraf üzerine Mabeyn ve Tophane Müşiri Mahmud Celaleddin
Paşa ile o günü akşamı aralarında makina başında cereyan etmiş
olan konuşmayı aynen aşağıya alıyoruz:

Mahmud Celaleddin PaÅŸa:

"Aman birader! Allah aşkına
düşman hangi cihetten top ateşine başladı. Ve kuvveti ne miktar
tahmin olunabilir? Ve Plevne'yi böyle tazyikle beraber Orhaniye'ye doğru
taaruz etmek niyetinde bulunmak olmasın? Tahkikat-ı vakianız ne ise
hemen işar buyurun. Sabahleyin mabeyn-i hümayun'a ve makam-ı
seraskeri'ye çektiğiniz telgrafta bugün de istediğiniz askerin tertib
ve sevkine başlanmıştır. Ve bu taburların nerelerden sevk olunacağı
ve ne vakit Orhaniye'ye varacağını arz ederim."

Osman PaÅŸa:

"Düşman Plevne'nin
her cihetine yüz kırk kadar top getirip sabahtan beri şiddetli ateş
etmektedir. Piyadesi henüz meydana çıkmadığından miktar-ı kuvvet
tahmin edilememektedir. Burasını şu suretle tazyikle Orhaniye'ye taaruz
etmesi ihtimali dahi vardır. ""

M.Celaleddin PaÅŸa:

"Evvelki gün üç, dün
bir tabur İstanbul'dan Filibe ve tarikiyle Orhaniye 'ye sevk olunduğu
gibi yedi tabur da bugün sevk olunmakta olduğundan ikisi yarın ve beşi
de pazartesine kadar Filibe tarikiyle behemehal sevk olunacaktır. Beş
tabur Süleyman Paşa hazretleriyle edilen muharebe üzerine Yenizağra ve
Şıpka 'dan yarın sabahleyin yine mezkur tarikiyle yola çıkarılacaktır.
Sohum'dan gelmiş olan taburlardan üç taburu dahi salı gününe kadar
çıkarılmak üzere bulunmuştur. Edirne 'de bulunan bir taburun dahi
hemen ızladi tarikiyle sevki mukarrer bulunmuştur. İşte balada gösterilen
taburların miktarı yirmiye baliği olduğundan bunların cüzi-azimi dört
beş güne kadar Orhaniye 'ye ve küsürlar dahi nihayet bir haftaya kadar
vasıl olacağından Orhaniye'den celbi irade-i 'aliyyelerine menuttur."

Osman PaÅŸa:

"Telgraf emirlerini
aldım .İstenilen 20 taburun sürat-i tertib ve sevki yolunda masruf
buyurulan inayat-ı Devletlerine arz-ı Teşekkür ederim. Fakat mezkur 20
tabur mevki-i ma'-lüm (Lofça) için taleb edildiğine ve evvelce dahi
arz olunduğu üzre kuvvet-i Zahiriyye olmak ve Orhaniye 'nin kuvvetine
ilave edilmek üzre daha beş taburun daha lütfen ve ihsanen tertibi ile
Orhaniye'ye irsalini ve derkar olan ehliyet ve iktidarına mebni uhdesine
feriklik rütbesi tevcihi evvelce arz olunan Mirliva Hasan Paşa'nın
terfi-i Rütbesine dair henüz bir haber alınamadığından paşay-ı
Muma ileyhin terfi-i Rütbesiyle gönderilecek taburlara kumanda etmek üzre
görülen lüzumuna mebni kargüzar ve muktedir bir ferikin heman i'zamını
fevka'l-Ade temenni ve istirham ederim efendim."

Mahmud Celaleddin:

"Gönderilen 20
taburun malum olan mevki için olması tabiidir. Fakat bu taburların
Orhaniye 'ye sevki ve oradan iktizade eden mahallere aldırılması ile
Orhaniye için , diğer beş taburun daha sevki için fevkal-Ade gayret
edeceğimi vaad ederim. Mamaafih Süleyman Paşa ordusuna dahi takviye
vermek lazım geldiğinden bir kaç gün teahhüründen dolayı harekat-ı
'Alinize halel gelmeyeceği ümidindeyim. Hasan Paşa'nın terfi-i Rütbesi
için şimdi irade-i Seniyye istihsal ile arz ederim. Ve gönderilecek
taburlarla beraber Sohum'da fevka'l-'Ade ibraz-ı maharet etmiş olan
Mirliva Hüseyin Paşa gönderileceğinden müşarun ileyh ferik değilse
de kumanday-ı 'Alinizde bulunmaya şayan olduğundan her veçhile emniyet
olunur. Ve şimdi harb ne halde bulunduğunun iş'arına intizar ederim.
BaÅŸka yazacak bir ÅŸey yoktur efendim."

"Top muharebesi
sabahtan beri ÅŸimdiye kadar ÅŸiddetle devam ediyor efendim."

5- Osman PaÅŸa ile
Yunus Paşa Arasındaki Mülakat

Ruslar Plevne üzerine asıl
hücumlarını 11 Eylül 'de yapmışlardı. Rumenler , doğu tarafında
üç tümenle, Griviça'daki meşhur"Serdar" veya "Kanlı
Tabya" diye anılan kısma saldırmışlardı. Düşmanın esas
gayesi , yoğun sisten faydalanarak Kapalıdere yoluile Plevne'ye girerek
orduyu ikiye bölmekti. Bu durumu önlemek için Osman paşa , Yunus Bey
tabyasından Emin Paşa'yı telgraf makinası başına çağırtmış ve
aralarında şu konuşma geçmişti:

Osman PaÅŸa:

"Kumandan Paşa, karşımızdaki
düşmanın miktarı ve vaziyeti ne haldedir? Müşahedeleriniz söyleyiniz.
Düşmana nazaran bulundiğunuz vaziyete karşı askeri tabiyeniz nasıldır?
"

Emin PaÅŸa:

"Düşman mevzimize
oldukça yaklaşmıştır. Bundan başka, Yunus Bey'in söylediğine göre
düşman Orundal Köyü derelerine 13-14 tabur piyade ve bir alay kadar süvari
indirdiği gibi Bristoviç Köyü önünden dahi yavaş yavaş diğer kıtalariyle
ilerlemektedir. Bize doğru mevzi almaktadır. Vaziyetimiz icavında, hem
Yunus Bey'den hem de solumuzdan Kapaklıdere cihetinden müfrezeye
muavenet etmek üzere Yunus Bey tabyasının solundan itibaren Lofça
yoluna doğru avcı hendeklerinde bir buçuk tabur harp nizamında
bulunuyoruz ve bunun solundan itibaren bu istikametten Kovanlık tabyası
ileri fedailerine ve Çeşme civarına kadar bulunmaktadır. Sonradan yapılan
bağ hendeklerine dahi ihtiyat olmak üzere bunların orta gerisine düşmanın
görünme ateşinden gizli olarak, derin kol nizamında tabiye olunmuştur."

Osman PaÅŸa:

"Tabiye ve mülahazanız
yolunda ve münasib ise de, bu suret kıtalar biraz dağınık olduğundan
tabiyece mahzur ve muhataradan salim olamayacağından kıtalarımızı
yine her iki tarafa yardım edecek surette topluca tabiye ederek ihtiyatınızı
kuvvetlice tutunuz... Karşınızda bulunan düşmanı durdurmak ve başarı
kazanabilmek için, kuvvetinize 5-6 tabur daha verilerek takviye
edilirseniz hücum edebilirmisiniz?."

Emin PaÅŸa:

"Allah'ın izniyle hücum
ederek sonuç alınabilrse de, düşman cephemizi şiddetli top ateşine
tuttuktan başka, solumuzdan dahi yan ateşi yapacak çok fazla kayıp
verdireceğini düşünerek, sol kanadımızın temini ile beraber Yunus
Bey tarafından düşman üzerine şiddetli top ateşi icrasıyla taaruzun
kolaylaştırılmasını arz ederiz."

Osman PaÅŸa:

"Åžimdilik bulunduÄŸunuz
yerde sebat ederek müdafaaya gayret ediniz!."

Emin PaÅŸa:

"BaÅŸkaca bir emr-i
aliniz var mıdır?

Osman PaÅŸa:

"Hayır... Yerinize
gidiniz!."

Bu görüşmenin akabinde
Emin Paşa ,birliğinin başına dönerek taburlarından birini ihtiyata
çekmiştir.

6- Muharebenin
Seyri

Bu gelişmeler olurken düşman
avcıları ilerleyerek birliklerimizin üzerine ateşe başlamışlardı.
Her ne kadar mukabil ateşe geçilmiş ise de düşman ateşi birdenbire
pek şiddetlendirilerek bütün mevzilere yayılmıştı. Bu kanlı çarpışmada
Emin Paşa da başından yaralanmıştı.

Emin Paşa'nın zor durumda
olduğunu haber alan Osman Paşa , lüzumlu tedbirleri alarak, onun yerine
Mirliva Rifat Paşa'yı tayin etmiş ve bozulan askeri toplamaya çalışmıştı...

SaÄŸ tarafta bulunan
21,22,23. noktalardan , aradaki mesafenin fazlalığından ve havanın o günkü
fenalığından dolayı, Osman Paşa Ağustos'un 30 ve 31 , güüünlerinde
yatsı vaktine kadar kesin bir malumat alamamıştı. Yine bu civarda
bulunan 20 numaralı tabiye Erkan-ı Harbiye Kaimmakamı Rıza Bey,Emin Paşa
hattında perişan bir duruma düşen kuvvetler ve mevkiin halini belirten
bir tezkireyi bir zabitle Osman Paşa 'ya göndermişti. Bu subay gönderilen
tezkireyi Paşa'ya takdim ettiğinde , gerek Osman Paşa ve gerekse Erkan-ı
Askeriye tarafında, , memnuniyet ve şükraniyet eseri olarak, tezkireyi
getiren subayı taltif etmiş ve düşmana karşı icrası gereken
hareketi açıklayıcı bir cevap yazılıp göndermişti.

Osman Paşa 'nın cevabi
mektubundaki emri şöyleydi:

"Yarınki gün burdan
tertib olunan onbeş yirmi taburdan ibaret bir kuvvetle düşman üzerine
hücum edileceğinden efradın mevkilerinde sabır ve sebat etmeleri
hususuna say ve gayret edilmesi ihtar ve tavsiye olunur. 30 AÄŸustos
293/1877 OSMAN"

Bu emrin uygulanması
birliklere duyurularak Yunus Bey'e de tebliÄŸ edilmiÅŸtir.

Yunus Bey , gece saat yarımda
, maiyyetinde bulunan tabur kumandanlarını nezdinde celb ederek , civarın
durumunu beyan eden bir tezkireyi Osman Paşa'ya göndermiş ve alınan
emre göre bulundukları noktada sebat edip, düşmanın ertesi günü
yapacağı harekete karşı koymak hususuna karar verilmek üzere gizli
bir meÅŸveret icra etmiÅŸtir. Osman PaÅŸa'ya takdim olunan tezkerenin
metni şöyledir:

"Huzur-ı 'Ali-i Müşir-i
Ekremiye,

"Avn-ı inayet-i bari
ve meded-i ruhaniyet hazret-i peygamberiye istinaden bulunduÄŸumuz gibi;
piyade cephanelerimiz tükeninceye ve tekmil feday-i can edinceye kadar
sebata karar verdik ise de top cephanemiz hiç kalmadığı cihetle irsal
ve isali arz olunur ferman. 30 AÄŸustos 293 Miralay YUNUS"

Yunus Bey tabyasının düşmesi
demek Plevne 'nin düşmesi demek olduğundan, elden gelen tüm gayret ve
fedakarlık gösterilerek düşmana karşı mukavemete çalışılmıştı.
Bu öneminden dolayıdır ki, Osman Paşa bu tabyanın kumandanına
telgrafla vermiÅŸ olduÄŸu emirde, mevziini terk edecek her askerin derhal
vurulmasına ve tabyanın mutlaka elde tutulmasını emretmişti.

...Kasaba üzerinde bulunan
sekiz numaralı Kanlı Tabya düşmanın eline geçince, Osman Paşa
ordunun uğradığı tehlikeyi görerek bir yandan ordugaha etraftan asker
toplanması için bazı cihetlere emirler verirken, diğer yandan da zapt
edilen tabyelerin düşmanın ilerlemesi bir yana , hiç olmazsa müfrezelerin
kasabaya giderek ahaliyi heyecan ve buhrana sevketmemesi için kasabanın
girişi ile köşe başlarına müfreze karakollar ikame ettirerek ihtiyat
tedbirlerini almıştı. Buna ilaveten askeri ümeradan bazılarıı çadırına
celb edip düşmanın hal ve durumuna karşı ordunun ittihaz edeceği
hareketi müzakere etmiştir. Burada yapılan toplantıda askerin manevi
kuvvetinin takviyesine çalışılmasını ve 18 ve 19. tabyaların mutlak
surette zaptının gerekliliğini vurgulamıştır. Bunun tahakkuku için,
kumandanlığına Albay Tevfik Bey'in tayin olunduğu , etraftan toplanan
cesur ve atılgan askerlerden mürekkeb birkaç tabur ile ilk hücum kolu
teÅŸkil edilmiÅŸti.

... General Iskobelef gece
karanlığından istifade ile Bağlarbaşı tabiyesine hücum etmiş ,
fakat burada bulunan Niş redif taburu ve bu esnada Osman Paşa tarafından
gönderilen diğer bir tabur Rusları püskürtmüştür.

Osman Paşa bu sırada Haız
Paşa tabyasına yakın bir mesafede bulunmakta ve muharebeyi oradan idare
etmekteydi... Ordusunun güneyinde bulunan birkaç tabiyenin alındığını
ve Iskobelef in ilerlemekte olduğunu görmüş, fakat zayiatın
derecesini bilmediğinden gece saat ikide Erkan-ı Harb Reisi Tahir Paşa'yı
gönderip durumu layıkı vechile anladıktan sonnnra ikinci gün muharebe
için lazım gelen tertibatı almıştı.

Muharebenin olduÄŸu gece
karargahta bir harp meclisi toplanarak savaşın seyerini ele almış,
gerek Osman Paşa ve gerekse diğer ümeranın fikirlerince sol taraftaki
Kanlı Tabya'nın Ruslar tarafından zaptı için o kadar büyük tehlike
olmayıp, ordu için asıl tehlike Iskobelef ordusu tarafından oluşturulduğuna
fikir birliğine varılmıştı. Bu nedenle ne suretle olursa olsunn
Iskobeleffi geriye atmak ve burada zapt olunan Kovanlık ve Isa Baba
tabiyelerini geri almanın gerekliliğine kanaat getirilmişti.

Osman Paşa bu maksat için
etrafındaki tabiyelerinden birkaç tabur almış ve kumandanlığını da
Tahir Paşa 'ya vermişti. Tahir Paşa mezkur tabiyeye hücum etmişse de
başarılı olamamış, Osman Paşa 'ya gönderdiği raporda da bu hususta
muvaffak olamayacağını belirtmişti. Osman Paşa bunun üzerine aynı
yere Tevfik Bey'i yollayarak ikinci bir hücumda bulunulmasını emretmişti.
Tevfik Bey'in hücumu neticesi, daha önce 31 Ağustos'da Ruslar tarafından
zapt olunmuş olan Kovanlık ve Isa Baba tabiyeleri geri alınmıştı.

7 - Rusların Osman
Paşa 'ya Müracaatı

Rus karargahları ve
kumanda heyetleri yapılan müteadid saldırılar ve ricatler yüzünden
birbirine karışan birliklere yeniden bir çeki düzen vermek, muharebe
meydanında kalan yüzlerce cesedi gömdürmek ve yaralıları kaldırmak
istemişlerdi. Bu münasebetle , General Zatov 1 Temmuz'da bir subay vasıtasıyla
Osman Paşa'ya bir mektup göndererek Osmanlı müdafaa hatlarına yakın
yerlerde ölü olarak bulunan Rus erlerinin cesetlerinin kaldırılıp götürülmesi
için birkaç saatlik mütareke yapılmasını teklif etmişti. Fakat
Osman Paşa, Rusların müdafaa hatlarının yakınlarına sokulmalarından
doğacak mahzurları dikkate alarak buna rıza göstermemişti. Bununla
beraber ateş kestikleri taktirde, Rus erlerinin cesetlerini Plevne eratı
tarafından kaldırılıp defn edilebileceği cevabını vermişti. Bu
mukabil teklifi ise Ruslar kabul etmemiÅŸlerdi.

Ruslar İkinci Graviçe
tepesi üzerine Rumen Miralay Anekleskovdona kumandasında üçüncü defa
taaruz etmişlerdi. Bu hücum da öncekiler gibi ricatle neticelenmişti.
Bu saldırıda 22 subay , 907 nefer ölmüş ve yaralanmıştı. Osman Paşa
cesetlerin defni için Ruslar tarafından teklif olunan mütarekeyi
redetmekte devam etmekteydi. Fakat üç aydan beri açıkta kalan naaşların
havayı bozması dolayısıyla Prens Şarl 8 Temuz da bir defa daha mütareke
yapılması için Osman Paşa'ya teklifte bulunmuştu. Bu talep kabul
edildiğinden 9 Temuz da iki taraf da ateş kesmiş ve sabah 9.00 da başlayıp
14.00 de sona erecek bir mütareke akdolunmuştu.

8 - Dubnik'in
Durumu

Osman Paşa 8 Eylül d
Sofya - Plevne yolunu açık bulundurmak ve Plevne yi batı istikametinden
gelecek bir düşman taaruzuna karşı korumak maksadıyla Hasan Sabri Paşa'yı
3 piyade taburu , 5 top ile Vid Köprüsü başına göndermişti. Daha
sonra bu birlik General LaÅŸkariyet kuvvetlerini yenerek Dubnike girmiÅŸlerdi.

Küçük Dubnik de bulunan
Kurmay-Albay Veli Bey , Temmuz'un 14'ünde Plevne'ye bir er göndererek
Osman Paşa'ya, Büyük Dubnik de bulunan Ahmet Hıfzı Paşa ile Teliş
de bulunan Hakkı Paşa dan hiçbir haber alamadığını ve bu nedenle
endişe duyduğunu bildirmişti. Osman Paşa , Veli Bey'e Plevne'ye çekilmesini
, her iki kumandanın da esir düştüğünü beirtmişti. Alınan bu
cevap üzerine Veli Bey ,bir ara Vid Suyu üzerindeki Plevne Köprüsü
civarında düşmanın hücumuna uğramışsa da Osman Paşa 'nın gönderdiği
yardım kuvvetleri sayesinde bu badireden kurtularak, Plevneye dönmüştü.

9 - Osman Paşa'nın
İstanbul'a Gönderdiği Telgraflar

Osman PaÅŸa, Rumenlerin
Osman Paşa veya Baştabya adı ile anılan istihkama karşı yapmış
oldukları hücumlarında 7 Temuz 93/19 Ekim 77 tarihinde vuku bulunanı
seraskerlik makamına şu şekilde bildirmişti:

"Düşman bugün
sabahleyin saat yedide vasati on üç müstahkem muhitin vasatına gayet
şiddetli topçu ve piyade ateşleri açtı. Her tarafta müdafaada sebat
edilmiştir. Umumi hücuma intizar olunurken düşman sağ yanımızda
redut mevzimize karşı yalnız bir tabur sevketmiştir. Düşman kıtalarının
önlerinde istihkam tahkimatı yapmağa çalışmışlardı. Fakat ateşlerimizin
karşısında az zamanda birçok ölü bırakarak ricat etmeye mecbur olmuşlardır.
Düşmanın ateşi devam ediyor."



Osman Paşa yine o günkü
tarihle yazmış olduğu telgrafında şöyle demekteydi.

"Düşman bu akşam da
sağ yanımıza hücum ettiyse de, külliyetli zayiatla püskürtülmüştür.
Topçu ve ara sıra da tüfenk ateşleri devam etmektedir".

Osman Paşa daha sonra İstanbul'dan
şu telgrafı almıştı:

"Osman PaÅŸa
Hazretlerine,

"Yaveran-ı hazreti şeyhriyarilerinden
Celal Bey ile Ömer Efendi'nin maiyyeti alilerine bazı muharebatda
bulunmaları hakkında olan arzularına karini münavekesiyle bi avnihi
teala düşmanın maneviyatı sahifesine meydan verilmeyerek her suretle
hakkından gelmek feraizden olmakla bir taraftan düşmanın kahrü
tenkiline ve diğer tarafdan orduyu hümayunun levazım ve nakaisinin
ikmal ve cebhaneden her ne ki noksan ise bila ifate-i vakt doÄŸrudan doÄŸruya
mabeyni hümayuna işar ve bu babda zerrece ihtiyari süküt ve ihtiyat
olunacak olursa mucibi teessüf-i azim olacağı bilinip ona harekete
ibtidar edilmesi hususlarının taraf-ı samilerine tebliği bilhassa
irade ve ferman buyurulmuştur. 27 Ağustos 93/8 Eylül 1877 SAID".



10 - Rusların
Ric'ati

Plevne 'nin Sofya ile bağlantısı
Hasan Sabri Paşa kolunun başarı gösterememesi nedeniyle 9 Eylül de
tamamen kesilmiş ve Plevne ordusu dört taraftan sarılmıştı. Bu durum
ve halin ne gibi sonuçlar doğuracağı ise gayet açıktı.

Osman Paşa bu buhranlı
devrede metanetini muhafaza etmekle beraber durumdan büyük bir endişe
ve huzursuzluk duymaktaydı. Bu nedenle Sofya kumandanlığına gönderdiği
mektupta kuvvetlerin Plevne 'ye düzenli olarak gönderilmesi talebinde
bulunmuş ve ilişikte gönderilen telgrafın da İstanbula keşide
olunması ricasında bulunmuştu:

"Sofya Kumandanlığına,

"Üç günden beri
burada geceli gündüzlü düşmanla muharebe edilmekte olmasıyla buraca
külliyetli top ve tüfenk cephanesine lüzum görülmüş olmasına mebni,
cephane irsali hakkında mabeyni hümayuna yazılan ve leffen irsal kılınan
telgrafın seri'an oradan keşide ettirilmesi ve burası için tertib
olunup Orhaniyeye gelmekde olan taburların yolda düşman olması dolayısıyla
birer ikişer gönderilmeyip onar onar tabur olduğu halde sevkedilmesi,
birer ikiÅŸer gelecek taburlar orada tevkif edilip on tabur olduÄŸu halde
dirayetli ve müsait bir zabit kumandasıyla gönderilmesi ve diğer on
taburun dahi bu vechile toplanıp izam kılınması ve buraca şimdi top,
tüfenk ve vinçester cephanesine şiddetle lüzum görüldüğünden
heman Sofya dan kaffe-i edavatiyle beraber on bin atım top cephanesinin
seri'an Orhaniye'ye celbi ile en evvel on taburla bu tarafa sevk ve irsali
ve oraca dahi fevkal-ade basiret üzre bulunulması ihtar olunur .28 Ağustos
93/9 Eylül 1877 OSMAN NURI".

Bu mektup, içerisinde İstanbul'a
çekilecek telgraf sureti bulunduğu ve vasıl olduğuna tam denecek kadar
emniyet edilemediği halde dağ yollarını bilen ve itimada değer
adamlardan birinin eliyle Sofya 'da kumandan olarak bulunan Mehmed PaÅŸa 'ya
iletilmiÅŸti.

Osman Paşa 'nın İstanbul
'a yazmış olduğu telgrafın sureti ise şöyleydi:



"Evvel ve ahir arz ve
işar olunduğu üzre üç günden beri geceli gündüzlü düşmanla şiddetli
muharebe edilmekde olduğuna ve düşman her tarafımızı ihata ettiği
gibi telgraf hattı ve Orhaniye caddesini dahi kesmiş olmasına binaen
her tarafdan def ve tenkili adaya çalışıldığı misillu Hasan Paşa
kumandasıyla mezkur Orhaniye caddesine fırka sevkedilmiş ve nusreti
ilahiye müsteniden ve muavenet-i ruhaniyeti peygamberiyle mütevessilen düşmana
mukabele ve mukavemete çalışılmakda bulunulmuş olduğu ve buraca külliyetli
top cephanesine lüzum görüldüğü cihetle on beşer bin atım dört ve
altı funtluk top cephanelerinin her bir edavatıyle beraber hemen Sofya 'ya
sevk ve irsal ettirilmesi ve burası için tertib olunan yirmi taburla
Mirliva Hüseyin Paşa'nın bir kadem akdem yetiştirilmesi istida olunur
ferman. 28 Ağustos 93/9 Eylül 1877 OSMAN NURİ"

Osman Paşa muharebenin dördüncü
gününü de yatağa girmeden , karşı taaruz planları hazırlamakla geçirmişti.
Elden çıkmış olan tabyaları derhal geri alması alması lazımdı. Bu
nedenle , yeni bir taaruz olsa da , olmasa da , tabyaları geri almak için
hazırlamış olduğu plan mücibince taaruz emri vermişti... Bu hücum
üzerine düşman elindeki ön siper Plevne kuvvetleri eline geçmiş ,
bir saat sonra da bunu ikinci ve daha sonra da üçüncü siperlerin zaptı
takip etmişti. Tam bu sırada Osman Paşa , yedekte bulunan beş bin
askere, tabyalara umumi taaruz emri vermişti. Bu birlikleri savaşın
seyrine göre kuvetlerle desteklemişti.

Sabah saat altıda başlayan
taaruz on buçuk saat sürmüş ... ve nihayet altı gün devam eden bir
çarpışmadan sonra Ruslar üçüncü defa ricat etmek zorunda kalmışlardı.

Osman Paşa yapılan
muharebe ve kazanılan muzafferiyeti tebliğ etmek üzere İstanbul'a şu
telgrafı çekmişti:

"Mabeyn-i Hümayun Başkatibi
Celilesine,

"Geçen Ağustos 'un
26. günü düşman ales-sabah kuvve-i külliyye ile etraf-ı erbabımızı
ihata edib ve yüzden mütecaviz sahra topu ile üç dört büyük
muhasara topu getirip ve hatt-ı ricatimizi dahi kat eyleyip bir hafta
gece gündüz bila fasıla ve kemal-i şiddetle orduyu hümayunu top ateşiyle
tazyik eylediği misullu bu müddet zarfında müteaddid mevkilerden gerek
istihkamatımıza ve gerek Plevne üzerine hücuma ibtidar etmesiyle her
umurda dertletimiz ve kuvvei zahiremiz olan lütuf ve nusreti ilahiye ve
muaveneti ruhaniyeti hazreti risaletpenahiye müsteniden düşmanın şiddetli
hücumlarına yağmurlardan ziyade yağdırdığı gülle , şarapnel ve
perşev kurşunlarına karşı cünudu şeceat-nümud u hazreti padişahi
sine-i şecaat ve sebatlarını açarak mukavemetle her bir hücumuna
asuman ve zemin-i lerzan eden Allah!Allah! seday-ı dehşet efzasını yad
ederek karşı çıkmalarıyla her cihetten gayet şedid ve hunrizane
muharebelerer edilip düşman münhezim ve perişan olarak yedi sekiz bin
telefat bıraktığı gibi maa toparlak 3 kıta top ve 12 reskıtane ile külliyetli
eşyayı askeriye ve eslihasıl dahi iğtinam edilmiş olduğu halde düşman
gene top ateşine devam edip dünkü salı günü orduyu hümayunun şark
tarafında ve sağ cenahımızda vaki tabya üzerine kuvve-i külliyye ile
hücum edip orada bulunan asakir-i nusret maas-şahanenin savlet-i şırane
ve şiddetli ateşlerine tabaveri mukavemet olmuyarak bin beş yüzden mütecaviz
telefat verip münhezimen ve makhuren ricat etmiş ise de muharebe hala
devam etmekde olduÄŸundan asakiri ÅŸahaneden vuku bulan ÅŸehit ve mecruhun
miktarı henüz bilinemediğinden sıhhati muahheren bit-tahkik arz
olunacaktır. Düşmanın üzerimize gelen kuvveti hassa ikinci, onaltıncı
ve otuzuncu ve otuz birinci orduları idüğü laşelerinden alınan
alametten ve orduların mecmuu kuvveti dahi yüzbinden ziyade olduğu aşikar
olduğu derdest edilen üseranın ifadelerinden anlaşıldığı ve düşmanın
böyle kuvve-i külliyye karşısında bu kadar müddet mukavemet ve sebat
edilmesi mücerred harül-nasirinin ihsan-ı ilahisi ve padişahımız
efendimiz hazretlerinin talihi ferhunde metalii şehriyarileri asarı
celilesi olduğu aşikar olmak her halde eltafı subhaniyyeye arzı teşekkür
ve mehmedet edilmekde olduğu ve esnayı muharebata ibraz-ı şecaat ve
besalet ederek bihakkın taltif seza bulunan ümera ve zabitanın icray-ı
taltifleri badehü bildirileceği arz olunur ferman. 7 Eylül 93/ 19 Eylül
1877 Ivraça ya vusulü 13 Eylül 93 / 25 Eylül 1877 OSMAN NURİ"

Kahraman ordusu ile beraber
namı ve şanı bütün cihana yayılan ve derin yankılar ve hayranlıklar
uyandıran Osman Paşa nın üçüncü Plevne muzafferiyeti yurdun her köşesinde
tarif edilemeyecek kadar büyük bir sevinçle karşılanmıştır. Her
yerde namı hürmet ve hayırla anılmıştır.

Osman Paşa nın üçüncü
defa muzaffer olduğu haberinin İstanbul'da duyulmasının halkta uyandırdığı
coşku ve sevinci ve bunu izhar eden kutlamaları bir yabancı müelif
aynen şöyle anlatmaktadır:

"Pazar günü, gece
yarısı çok az bir zaman geçmişti ki, bütün sesleri bastıran garip
bir gürültü ile uyandım . Bu , Rus ordusunun Plevne den tekrar püskürtülmesi
şerefine , İstanbul sokaklarında aynı anda kuvvetle çalınmakta olan
yüzlerce trampetin sesiydi. Ramazan daki gibi minareler ışıklarla
donatılmış, eski parlaklığına dönmüştü. Caddeler , meydanlar ve
kahvehaneler Savaş Dairesi nin yeni yayınlamış olduğu haber bültenini
büyük bir şevkle tartışan insanlarla doluydu. Her dudaktan:
"Kibir ve gururluluğa Allah'ın hükmü işte budur" sözü dökülmekte
, Türk kamuoyu son derece heyecan içerisinde bulunmaktaydı... Minareler
arasına Arapça " Bismillahirrahmanirrahim" yazılmıştı.
Nuriosmaniye Camii üzerine "Ya Rahman" diye asılmıştı. Süleymaniye
Camii'nin daha yukarı kubbesi üzerinde muhteşem ışıklara bürünmüş:"
Muhammed Allah'ın Resülü'dür" ifadesini ve daha sağ tarafta ise,
altın harfler içerisindeki," Allahü Ekber" yazısını
okuyabilirdiniz.

Yurt içinden ve yurt dışından
galibiyetini tebrik eden kutlama telgrafları gönderilmişti. Özellikle
Macarlar tarafından, Osman Paşa'nın yapmış olduğu hızmetlerinin bir
takdiri olmak üzere, altın ve gümüşten yapılmış bir zafer tacı gönderilmiş,
fakat muhasara nedeniyle mahalline ulaşamamıştır.

Osman Paşa'ya İnglitere
den gönderilen mektupların büyük bir kısmı İngiliz kadınları
tarafından yazılmıştı. Bu hanımlar Osman Paşa nın kahramanlığına
hayranlıklarını bildirerek kendilerine bir imzasını göndermek lütfunda
bulunmasını rica etmekteydiler.



11 - Üçüncü
Plevne Muharebesi Hususunda Genel Bir DeÄŸerlendirme

Gazi Osman Paşa nın 8 ve
18 Temuz galibiyetlerinden sonra Rus ordusuna karşı en büyük zaferi 11
Eylül 1877 salı günü kazanmış olduğu üçüncü Plevne
muharebesidir. Bu yenilgi neticesi Rus liderlerini karamsarlık ve
kendilerine güvensizlik sarmış, hatta Grandük Nikola Tuna'nın
gerisine çekilmeyi teklif etmiş, fakat İmparator ve Rus Savaş bakanı
Milivtin tarafından ikna edilmiştir.

Romanya ordusunun iltihakıyla
yeni Rus takviyelerinin gelmesinden dolayı süvari ve piyade mevcudu
100.000 aşmış olan düşmanın top mevcudu d 432 adedti. Buna mukabil
Osman Paşa nın toplam mevcudu 30.000 den ibaretti . Bu nisbet adeta 1/4
nisbetsizliği demekti. 7 Eylül /28 Şaban cuma sabahından 11 Eylül/3
Ramazan Salı sabahına kadar altı gün fasılasız ve gece gündüz süren
çok şiddetli bir topçu ateşinden sonra 11 Eylül Salı günü Rus
ordusunun sabahtan akşama kadar devam eden umumi hücumu müthiş bir
bozgunlukla neticelenmiş ve 3 general 350 subay ve 15.200 asker ölmek
suretiyle Rus zayiatı 15.550 kişiyi bulmuştu. Buna mukabil Osman Paşa
nın zayiatı 3-4 bin şehit ve yaralıdan ibaretti.

Gazi Osman Paşa nın
ikinci Plevne zaferiyler üçüncü büyük zaferi arasında 30 Temuz dan
11 Eylül e kadar 44 gün geçmişti. Bu muharebede Osman Paşa ordusu beş
defa saldırıya geçmiş, fakat beşinde de geriye püskürtülmüştü.
Fakat her seferinde tabiyeleri savunan Ruslar, Niğbolu Rusçuk-Şıpka
üçgeni içerisinde adeta mahpus ve mahsur gibi hareketsiz kalmaya mahkum
olmuş ve Çar , çaresiz , yardım kuvvetleri ısmarlamıştı. Rusların
bu muharebe neticesinde bozgun halde kaçmasına rağmen , elinde
yeterince süvari kuvveti bulunmamasından dolayı, Osman Paşa
kendilerini takibe koyulamamıştı.

7 - 11 Eylül 1877
tarihinde sona eren üçüncü Plevne savaşı , harp tarihlerinde önemli
bir belge teşkil edecek kadar parlak ve unutulmaz olmuş , ülke
dahilinde olduğu kadar , hariçte de büyük yankı ve coşkunluk uyandırmıştı.

ÜÇÜNCÜ PLEVNE
MUHAREBESİ SONRASI GELİŞMELER

1 - İstanbul un
Osman Paşa nın Yardım Talebine Karşı Tutumu

Osman Paşa nın gerek
muharebe sırasında ve gerekse muharebe sonrasında yardım kuvvetleri gönderilmesi,
cephane vesair yetiştirilmesi yolunda İstanbul'a yazdığı raporlar ve
keşide ettiği telgraflar buradaki ilgili makamları harekete geçirmekle
birlikte, ihtiyar olunan lüzumsuz muhabere ve müzakereler yüzünden bu
takviye işleri birçok engellerle karşılaşmış ve geçikmelere uğramıştır.

Osman Paşa tarafından
daha 9 Eylül tarihli telgrafıyla talep ettiği , erzak ve mühimmatın
hemen tedarik ve sevki hakkında padişah tarafından askeri meclise
irade-i katiyye sadır olmuş, fakat başta komutanların ehliyet ve
liyakatsizliği dolayısı ile daire-i şehname ibareleri telgraflar yazılmış,
imdad kuvvetleri gönderilmesi ve ianede bulunulması vaadlerde kalmışrtıe.

Mezkur telgraf ve padişahın
irade-i katiyyesi üzerine toplanan askeri meclis, suretini aynen aşağıya
aldığımız mazbatayı tanzim edip hükümdara arzetmişlerdir:

"Meclis-i Askeriden
Takdim Olunan Mazbatanın Ferman Buyurulan Suretidir:

"Orhaniye için tertib
olunmuş olan 20 tabura kuvve-i ihtiyatiyye olmak üzre daha asker tertibi
lazım gelmesiyle dört taburn Ders aadet denn ve yerine diğerleri gönderilmek
üzre iki taburunun Sofya dan ve kezalik yerine diğerleri gönderilmek üzre
üç taburunun Girit den ve üç taburunun dahi Beriyyettişşam
sahilinden ve yedi taburunun Batum'dan tertib ve sevk olunması ve evvelce
müretteb olan taburlarla berminvali muharrer otuz dokuz tabura baliği
olacağına binaen o tarafta bulunan Ahmet Hıfzı ve Mustafa Paşaların
tayiniyle cümlesinin yine devletlu Osman Paşa hazretlerinin kumandası
altında bulunması ve tertibi sani olan mezkur taburların sürat-i mümküne
ile celb ve irsalleri lazimeden olduÄŸu gibi kurbiyeti cihetiyle Sofya dan
müretteb olan iki taburun hemen şimdiden Orhaniye ye gönderilmesi
hususunun Sofya ya işariyle beraber Ders aadet den gönderilecek dört
taburun dahi bila ifate-i vakt sürat-i isbali ve müşarun ileyh Fazıl
Paşa hazretlerinin hemen hareket ettirilerek Orhaniye'ye vusulünde icab-ı
hale göre hareket etmesi hakkında kendisine talimat i tası münasib
gibi mütalaa kılınmış ve bununla beraber hasbelhas daha askerin lüzum
-ı kavisi olduğundan hidviyet-i celile-i Mısriyye'den iktiza eden
toplarıyle beraber bir on beş tabur kadar daha askerin istenilmesi dahi
tahattur kılınmış ise de icray-ı icab-ı halde merhunu müsaade-i ali
bulunmuş olmakla her halde emrü ferman hazret-i men lehü'l-emrindir. 3
Ramazan 94/30 Ağustos 93(11 Eylül 1877) Mehmet SADIK , Ömer FEVZI ,
Mehmet NAMIK , RIZA, MUSTAFA , Mahmud CELALEDİN"

Askeri meclisin mezkur
mazbatası muhteviyatına göre Plevne'ye 39 tabur yetiştirilmesi kararlaştırılmışsa
da , yine mazbatayı imza edenlerin itiraf ettikleri gibi , bu taburların
çoğu uzak ve denizaşırı yerlerden geleceklerdi; bu nedenle ulaşmaları
zamana muhtaçtı. Bir kısmı ise hiç gelmemişti.

Plevne nin ulaşım ve
muhabere yolları Ruslar tarafından kesilmiş olması sebebiyle bu
hususta da bir hayli zorluk çekilmekteydi. Muhabere ancak , pek müstesna
zamanlarda , o da ancak emin ve fedakar adamlara emanet edilerek , daÄŸ
yollarından Rusların süvari birliklerine ve keşif kollarına
rastlanmayacak istikametlerden yapılmaktaydı. Nitekim yukarıda
zikredilen telgraf merkezinden çekilebilmişti.

Osman PaÅŸa , yine bu
merkezden, seraskerlik makamına aşağıda sureti yazılı şu telgrafı
çekmişti:

"Makam-ı Celil-i Ser
askeriye:

" Evvelce arz olunduÄŸu
üzre bir haftadan beri düşman her tarafımızı sarıp bizi taht-ı
muhasaraya alıp gece gündüz bila fasıla muarebe edilmekde olduğuna ve
nusret-i ilahiyeye müsteniden ve muavenet-i ruhaniyet-i hazret-i
peygamberiye mütevekkilen düşmana mukavemetle çalışılmakda olduğu
gibi maa topralak üç kıta top ve bir kaç res beygirle bir hayli eşyayı
askeriye iğtinam edildi ve düşmanın yedi sekiz bin neferi dahi itlaf
olunmuÅŸ ise de muharebe hala ÅŸiddetle devam eylemekde ve mevcut top
danesiyle erzakımız hemen hemen hitam bulmak raddesinde olub buradan
tabur tefrik ve izam ve bir tarafdan tedarik ce celbi dahi gayr-i kabil
olduÄŸu misillu muahheren ilave olunan yirmi taburla istenilen top
daneleri de hala vürud etmediğinden şu bir hafta zarfında idilen
muharebatta haylice mecruh ve telefatımız vuku bularak kuvvetimize gereği
gibi nakıse gelmesiyle ricat ,e mecburiyet hasıl olmuş ise de ricat
etmek dahi müşkil olduğu ve bununla beraber her noktanın derkar olan
ehemmiyeti ve buradan ricatimiz halinde Vidin'e kadar Balkan'ın şu
ciheti kamilen askerden hali kalup yar ü ağyara karşı hasıl olacak su
i te sirin derecesi ve burada bulunup hüsn-i ricatte nakli kabil olamayan
bu kadar İslam familyasının düşman ayağı altında bırakılması şan-ı
devlete ve merhamet-i seniyyeye muğayir olacağı mütalaa ve mülahazası
acizlerini bu noktada sebat etmeğe icbar etmekde olmasına ve Lofça
istirdad olunmadıkça hatt-ı ricatimiz her vakit tehlikede bulunacağına
mebni bi lutfihi te'ala düşman buradan tard ve terkil olunduktan sonra
ve asakir-i şahane yeniden tanzimle istirahat edildikten sonra Lofça
dahi istirdad edilememekte şimdilik hatt-ı ricatimizin ve tarık-i
muvasalamızın temini ve erzak ve cephanemizin taht-ı muhafazada nakli
zamanında Plevne ile Orhaniye arasında münasib bir noktada ikamet
ettirilmek üzre mezkur yirmi taburdan başka olarak daha on taburun hemen
tertibiyle izamı ve burada bulunan asakir-i muavene -i Çerakise süvarisi
kamilen dağılmış ve buraca süvariye şiddet-i ihtiyaç görüldüğünden
iki üç alay muntazam süvarinin ve buradaki taburların ikmali noksanı
için beş altı bin neferin dahi ilave ve izam ve esnayı habda salis ve
mustahfız taburlarından olarak izamına müsade buyurulması ve burada
bulunan Mirliva Hasan ve Emin ve Rifat Paşalar dahi esnayı harbde mecruh
ve olduklarından emir ve kumandaya halel gelmemek üzre muktedir ve
ehliyetli bir iki livanın dahi arz ve istirham eyler ve izaa-i vakti
mucib olmamak üzre bu babdaki irade-i celilerine süratle intizar
eylerim. 2/14 Eylül 93/ 1877 OSMAN"

Osman Paşa , telgrafın
muhteviyatında da anlaşılacağı üzere , daha o tarihlerde Plevne'den
çekilmek lüzumuna , saray ve İstanbul daki makamların düşüncelerine
uygun bir ÅŸekilde ifade etmiÅŸtir.

2- Sultan II Abdülhamid'in
Osman Paşa'yı Tebrik Etmesi ve Gazilik Ünvanı Verilmesi

Osman Paşa 'nın Plevne'de
kazanmış olduğu üçüncü muzafferiyet üzerine Sultan II Abdühamid
bir telgraf ve beraberinde bazı hediyeler göndererek tebrik etmişti. Gönderilen
bu telgrafın sureti şöyleydi:

"Müşir-i Sadakat -
Semirim Osman PaÅŸa,

"Hidemat-ı salife-i
besalet-şiarına munzaram olan gazay-ı cedidinle Osmanlılık şanını
ila eyledin hak teala ve mefhar -ı enbiya dareynde destiğirin olsun!
Kaffe-i ümera ve öz evladıma mukaddem ve kurre-i basıra-i iftiharım
selam ederim. Merdane ve kahramane gazalarıyla beni memnun ediyorlar.
Cenab-ı Hak dahi kendilerini feyiz ve saadet-i ebediyeye nail ve livay-ı
islamın muhafazası uğrunda hemişe bu gibi gazavada muvaffakiyyete suri
ve manevi mükafaat-ı aliyyeye vasıl eylesin. İşbu hizmetinize mükafeaten
zatınıza bir kıta nişan-ı Osmani verdim ve ümera ve zabitan hakkında
arzettiğin rüteb ve taltifatın teveccüh ve icrasını irade eyledim.
İnşallah şüccan-ı efradın hakları olan iftihar nişanlarının dahi
avdetlerine kendi elimle ita ve talik eylerim. Badema asar-ı fedakarane-i
fevkalade ile mümtaz olan ümera ve zabitan ve efradın müstehak
olacakları mükafaatı hemen kendilerine vaad ü tebşirle Dersaadete arz
ve inha etmeğe mezunsunuz. Tarafı hamiyetinize yaveri mahsus izaniyle o
vasıta ile dahi cümlenize menuniyet ve teşekkürümün beyanı
mukarrerdir."

Osman Paşa nın Ruslara
karşı kazanmış olduğu bu başarı devlet erkanınca da derin takdir
ve sürurla karşılanmış ve Paşa'nın taltifi düşünülmüştü. Vükela
heyeti tarafından , namı ilelebed tarihte şan ve şerefle anılmak üzere,
kendisine " Gazilik" ünvanı verilmesi kararlaştırılmış ve
buna ait beraat da yazılıp gönderilmiştir.

Osman Paşa 'nın Gazilik
Beraatı nı , o sırada Babiali Divan-ı Hümayun unda amedeci olan,
Mahmud Celaledin Paşa yazmış , sedaret ise kendisine aşağıdaki
telgraf ile çekilmişti:

"Plevne de Osman PaÅŸa
Hazretlerine :

"Cenab-ı Hakk'ın
nusret-i rabbaniyesi ve padişahımız efendimiz hazretlerinin teveccühat-ı
mukaddesesi ile plevne muharebatında adanın tenkil ve tedmiri devlet ve
millet ve velinimeti biminnete pek büyük bir hizmet olduğundan mesai-i
hamiyyet mendanelerinin mükafaat-ı seniyye-i ebediyesi olmak üzre zatı
devletlerine
ünvanı ve murassa nişanı ali ile bir seyf ve iki esb ihsan buyurulmuş
olmakla iş bu eltafı celilenin bizzat ve vükela hazaratı tarafından
bil-vekale tebrik ve tesidine ve hemen beynel-asakir ilan ve ihtarına müsaraat
eylerim. 9/21 Eylül 93/1877 ETEM"

Bu müjde haberi, birtakım
manilerden dolayı Plevne'ye ulaştırılamamış ancak 26 Eylül pazar günü,
Şevket Paşa nın beraberinde getirdiği 9 Eylül tarihli telgrafname ile
örenilmişti.

Zira Şevket Paşa nın ,
getirdiği erzakın yanında diğer bir vazifesi de 26-31 Ağustos
tarihleri arasında cereyan eden üçüncü Plevne zaferinden dolayı padişahın
gönderdiği gazilik ünvanını Osman Paşa ya arzetmekti.

8 Ekim de Plevne ye varan
Şevket Paşa , orduya ait zahire ve mühimmatı icab edenlere teslim
ettikten sonra , Osman Paşa ya , ihsan buyurulan gazilik fermanı ile diğer
bir kılınç ve iki adet atı takdim etmişti.

Osman PaÅŸa otobiogafisinde
bu duruma işaretle şöyle demektedir:

"PadiÅŸah savaÅŸlardaki
gayretimi, sadakatimi mükafaatlandırdı, hususi yaveri ile bir altın kılınç
ile bir çift tabanca ve bir birinci rütbeden Osmani nişanı
verdi".

Osman PaÅŸa daha sonra
askere bir konuşma yaparak, bu madalyanın kendi şahsına verilmiş
olmasına rağmen zaferin onlara ait olduğunu , birliklerin tekrar boy ölçüşmek
için sabırsızlandığını söyleyerek yapmış oldukları çarpışmanın
savaşın sonu olmadığını ; yuvaları , aileleri ve çocukları için
savaştıklarını unutmamalarını, kendilerini bekleyen mücadelenin çok
daha şiddetli olacağını, yüreklerinin cesaret ve vatan aşkiyle dolu
olduğundan emin bulunduğunu sözlerine eklemişti.



Date: 01 April 2007, Sunday Comments (0) | Add Comment




Comments (0)

Add a new comment:
Name:
E-Mail:
Your website (if you have):
Your Message:
Security Code:


Latest Entries

SİNEK KANADI VE DÜNYA
BÜLBÜL GÜL VE AŞK
ASLOLAN İDEALLERDİR
TAÅž
KÜPE TAKMAK

Latest Comments

mikail uygun: cok kötü...
 Solders: ♥ Cahile söz anlatmakta...
 Solders: Irmak kenarına çeÅŸme yapı...
 Solders: Beklemesini bilenin her ÅŸey a...
 Solders: Dönemeç Bir gündÃ...
 Solders: Serseri Yeryüzünde yaln...
 Solders: EN YAKIN Bütün insan...
 Solders: "Gençlerin aynada göremedikl...
 Solders: Kökünü ve dalını beÄŸenme...