Create a free blog, web site, photo album, guestbook, earn money, share things with your friends!
Login | Sign Up 

Solders

Ruanda’da ne oldu

Ruanda’da ne oldu

Ruanda’da 94 yılında sadece 100 gün içinde 1 milyon kiÅŸi öldü (günde 10bin kiÅŸi ediyor). Bu insanlar atom bombası ile “topyekün imha” edilmediler. Taramalı tüfek ya da beyaz fosfor yüzünden ölmediler. Bu insanlar, kendi vatadandaÅŸları tarafından (bazılarının Fransa’nın sattığına inandığı, filmde ise Çin’den satın alındığı söylenen) “pala”larla, kolları bacakları kesilerek öldürüldüler.


Peki ölenler kimdi? Öldürenler kimdi? Sebep neydi?

Duya duya hissizleÅŸtiÄŸimiz bir lafır ama, bildiÄŸiniz “kardeÅŸi kardeÅŸe kırdırmak” olmuÅŸ Ruanda’da olan. 15. yüzyıldan beri Ruanda’da Hutu, Tutsi ve Twa adı verilen üç farklı grup insan barış içinde, birbirlerini öldürmeden yaÅŸamakta imiÅŸler. Krallıkla yönetilen ülke, 19. yüzyılda Alman sömürgesi olmuÅŸ. Almanlar ülkenin yönetim iÅŸlerine pek karışmamışlar. Fakat Almanya 1. Dünya Savaşı’nda yenilgiye uÄŸrayınca, sömürgeyi Belçika devralmış. Ya, biz yıllarca Belçika hakkında bir kötü laf iÅŸitmedikti, cahillik tabi, ben hep sandım bu kendi halinde bir ülke. (Velakin, “kendi halinde bir ülke” diye bir mefhum yok esasen, sadece insanın -benim- cahil, medyanın yalancı, tarih derslerinin eksik olması var, neyse konumuza döneyim.)

Belçika, o dönemde halkın %9-10′unu oluÅŸturan, biraz daha açık deri rengine, biraz daha uzun yüz hatlarına vs sahip olan Tutsi’leri “üst sınıf” olarak belirleyip, yönetim iÅŸlerine onları getirmeye baÅŸlamış. Hutu’lar ise, alt sınıfın insanları olmuÅŸlar, ve Belçika’nın Tutsi’ler aracılığıyla uyguladığı yüksek vergilere, kötü çalışma ÅŸartlarına zorlanmışlar. Hutu’lar elbette Tutsi’lerden nefret etmeye baÅŸlamışlar. Kimi kaynaklar, Belçikalı’ların bu sözde etnik ayrımı yaparken, “10 inekten fazlasına sahip olan Tutsi, azına sahip olan Hutu’dur” gibi kriterleri kullandığını belirtiyor.

Her neyse, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Ruanda, BirleÅŸmiÅŸ Milletler’in vesayet altındaki bölgelerinden biri haline gelmiÅŸ. Belçika hala idari makam olarak ülkede bulunuyormuÅŸ. Nüfusun çoÄŸunluÄŸunu oluÅŸturan Hutu’lar zamanla güç kazanmışlar, ve 1962′de Ruanda’nın bağımsız olması ile yönetime geçmiÅŸler. Bu süreçte sosyal huzursuzluk devam ediyor, Ruanda halkının bir kısmı sürekli komÅŸu ülkelere sığınıyormuÅŸ. 1990 yılında Uganda’da konuÅŸlanmış olan ve genelini Tutsi’lerin oluÅŸturduÄŸu Rwandan Patriotic Front (RPF), Ruanda’ya girmiÅŸ. Aynı zamanda Ruanda’nın üst düzey devlet yöneticileri de gizlice Hutu’lardan oluÅŸan silahlı bir çetenin eÄŸitilmesini saÄŸlamaktaymışlar (Interahamwe). 90-94 yılları arasında edinilen silahların Fransa, Belçika ve İngiltere’den saÄŸlandığına iliÅŸkin ÅŸurada bazı bilgiler var, ne kadar kesin doÄŸrulukta olduklarını bilemiyorum. Ama bunu iddia eden tek kaynak Wikipedia deÄŸil.

6 Nisan 1994′te cumhurbaÅŸkanı Habyarimana’yı taşıyan uçak düşürülmüş (bundan RPF’nin sorumlu olduÄŸu iddia edilmiÅŸ). Bunun üzerine, zaten sallantıda olan Ruanda barışı (?) çökmüş. Nisan’dan Temmuz ortasına kadar, 100 gün içinde 1 milyon Tutsi ve onlara sempati duydukları düşünülen Hutu öldürülmüş. Soykırımın ilk hedefleri arasında BaÅŸbakan Agathe Uwilingiyimana ve BirleÅŸmiÅŸ Milletler’in onu korumakta olan 10 Belçikalı askeri bulunuyormuÅŸ. Bu askerler, söylenene göre, silahlarını Ruanda askeri güçlerine teslim ettikten sonra öldürülmüşler. Askerlerin ölüm haberi üzerine korkan Belçika hükümeti, askerlerini Ruanda’dan çekmiÅŸ. Bunu diÄŸer ülkeler de izlemiÅŸ, ve Ruanda’daki BM gücü 270 askerden ibaret kalmış!!!

Aynı zamanda ülkede bulunan beyazlar, kedileri köpekleri de dahil olmak üzere, olayların patlak verdiği ilk günlerde hızla ülkeden kaçırılmışlar.




Yani, bütün dünya, göz göre göre Ruanda’yı kendi haline bırakmış, soykırıma sırtını dönmüş. Kadınlar, çocuklar, yaÅŸlılar, gençler, herkes… palalarla, binlerce yıl barış içinde birlikte yaÅŸadıkları kardeÅŸleri tarafından öldürülmüşler.

Bu olaydan daha bir sene önce (1993) dönemin ABD baÅŸkanı Bill Clinton Yahudi Soykırımı Müzesi’ni açarken, dünya üzerinde bir daha böyle bir soykırıma izin vermeyeceklerini söylüyormuÅŸ. Kendisine 1995′te Ruanda halkından özür dilerken rastlanmış.

10 yıl sonra, 94′te BM Barış Gücü operasyonları sorumlusu Kofi Annan o zamanki pasifliÄŸi yüzünden piÅŸman olduÄŸunu dile getirmiÅŸ. (Kofi Annan’ın, yüzbinlerce insanın ölümünün ağırlığı sırtında, hala nasıl yaÅŸayabildiÄŸine inanamıyorum.)


Bu arada, kaçımızın olan bitenden haberi vardı? ÇoÄŸumuz bu tip olaylar karşısında “elimizden ne gelir”in arkasına sığınarak insanların başına neler geldiÄŸini, kimlerin (hangi ülkelerin) bu iÅŸlerde parmağı olduÄŸunu, kimin “dur” demeden sırt döndüğünü, silahları kimin sattığını öğrenmeye “üşeniyoruz”. Bu yazdıklarımı okumaya baÅŸlayan kaç kiÅŸinin, yarısında “üzülüp, sıkılıp” bıraktığını ve televizyonda popstar/dizi izlemeye baÅŸladığını merak ediyorum mesela. Ya da kendi küçük ve anlamsız dertlerimize gömülmeyi bunları öğrenmeye tercih ediÅŸimiz beni tarifsiz üzüyor.







Date: 31 March 2007, Saturday Comments (0) | Add Comment




Comments (0)

Add a new comment:
Name:
E-Mail:
Your website (if you have):
Your Message:
Security Code:


Latest Entries

SİNEK KANADI VE DÜNYA
BÜLBÜL GÜL VE AŞK
ASLOLAN İDEALLERDİR
TAÅž
KÜPE TAKMAK

Latest Comments

mikail uygun: cok kötü...
 Solders: ♥ Cahile söz anlatmakta...
 Solders: Irmak kenarına çeÅŸme yapı...
 Solders: Beklemesini bilenin her ÅŸey a...
 Solders: Dönemeç Bir gündÃ...
 Solders: Serseri Yeryüzünde yaln...
 Solders: EN YAKIN Bütün insan...
 Solders: "Gençlerin aynada göremedikl...
 Solders: Kökünü ve dalını beÄŸenme...