Create a free blog, web site, photo album, guestbook, earn money, share things with your friends!
Login | Sign Up 

Solders

Başarının En Büyük Enerjisi: UFUK



Başarının En Büyük Enerjisi: UFUK

İnsanı yetiştiren ve onu başarıdan başarıya koşturan en güçlü enerji, ufuktur. Fuzûlî\'ye demişler: \"-Boşuna ne diye uğraşıyorsun? Söylenmesi gereken her şey söylendi. Yazılacak ne varsa yazıldı!..\" O da şu cevabı vermiş: \"-Hayır! Benim söyleyeceklerim söylenmedi. Benim yazacaklarım da yazılmadı!..\" İşte bu cevabın içindeki ruh ve ufuk, neticede Türk edebiyatı dünyası üzerine hiç sönmeyecek ve batmayacak bir güneşin doğmasına vesile oldu.

Aksi hâlde edebiyatımız Fuzûlî gibi muhteşem bir şairden mahrum kalacaktı... Aynı hâdise Şeyh Gâlib\'in başından da geçer. Ona da: \"-Öncekiler her şeyi söyledi ve yazdı! Artık onlardan daha güzelini söyleyip yazmak imkânsız!\" derler. Şeyh Gâlib de: \"-Hayır! Her zaman için daha güzelini yazmak mümkündür. Her zaman için yazılacak yeni şeyler vardır.\" cevabını verir. Çünkü Yaratan, her ağaca ayrı bir tomurcuk verir ve bu tomurcuklar, aynı meyveleri veriyor görünseler de bütün ağaçlar birbirinden farklı bir yapı arzederler.

Dolayısıyla her ağaç kendine verilen imkân ve kâbiliyeti görmeli ve izhâr etmelidir. Aksi hâlde Necip Fazıl merhumun dediği gibi: Tomurcuklarının derdinde olmayan ağaç, odundur!.. Fuzûlî ve Şeyh Gâlib\'in hâlleri de, bir mânâda tomurcuklarının derdinde olan verimli bir ağacın misâli gibidir. Işte bugün yetişen genç nesil için elzem olan ufuk!.. Şunu ifade etmek istiyorum: Bütün varlıklar, ancak ayaklarının büyüklüğü nisbetinde adım atarlar. Fakat insanoğlunun adımları ise, ayaklarının değil, ufkunun büyüklüğü ve genişliği ölçüsündedir. Hazret-i Yûsuf\'a, içine düştüğü kadın fitnesi karşısında zindan daha hayırlı göründüğü için onun hakkında zindan hükmü tahakkuk etti. Peygamber Efendimiz -sallâllâhü aleyhi ve sellem-\'in ufku ise, Tâif imtihanında yedi kat gökleri aştığından mîrâca nâil oldu. Dolayısıyla bütün insanlık, umumiyetle ufuklarının gezip dolaştığı yerlere yönelir ve yöneldiklerini elde eder. Sürünen sinsi yapılar, bir yılana dönerken kanatlanıp engin semâlara doğru yol alabilen tabiatler, birer şahin ve kartal kesilirler.

Onun için insanın dış âlemde başardığı her şey, iç âleminde başarabildiğidir.

Fetihten sonra Fâtih Sultan Mehmed Han\'a sorarlar: \"-Sultânım! Niçin Istanbul\'u fethettiniz?\" Ulu Hakan şu cevabı verir: \"-İstanbul beni fethettiği için...\" Yâni büyük fetih, karşılıklı olarak Fâtih Sultan Mehmed Han\'ın önce içinde tamamlanmıştır. O, bu sebeple Bizans Imparatorunun gönderdiği elçiye: \"-Kralına söyle; benim yapabildiklerime onun hayalleri bile erişemez!..\" demiştir. Çünkü başarının %5\'i yapmayı bilmekten, %95\'i yapabilmekten geçer ve insan da ancak yapabileceklerini gerçeklere paralel olarak hayâl eder. Yapabilmek ise, ufkun, hakîkate uygun bir genişlemeyle uzanabildiği nisbete bağlıdır. Ufku kendi içinde bir çukura saplanmış kişinin başarabileceği ile ufku yüce dağları aşan bir şahsın muvaffakıyeti arasında dağlar kadar fark vardır.

Kısacası iç âleminde zafer kazanan bir irâdenin dış âlemde kazanamayacağı zafer yokken, iç âleminde mağlûb bir kimsenin de dış âlemde elde edeceği hiçbir gâlibiyet yoktur. Tarihin engin sayfalarında dolaştığımızda, yükseliş ve çöküşlerin arka plânlarında hep bu gerçeği görmekteyiz. Türk milletinin zirvelere doğru tırmanışını hızlandıran ve lider şahsiyetlerin çok üstün vasıf ve inkişaflarla yetişmesini temin eden Kutadgu Bilig adlı eserin yazılış tarihi 1070\'li yıllardır. Eser devamlı olarak daha ötelere ulaşabilmenin imkân ve ehemmiyetini gösterir. Der ki bütün bir nesle: \"Sen ilimle göklere de çıkabilirsin!\" Gerçekten de bu ufukla Türk milletinin astronomi sahasında yetiştirdiği dev şahsiyetler, hâlâ dünyanın uzay araştırmaları hususunda önünde eğildiği nâdir insanlardır. Uluğ Bey ve Ali Kuşçu gibi büyük ilim adamları bu ufkun iklîminde yeşermiş çınarlardır. Bu ufuk, devamlı bir yükseliş, terakkî ve ilerlemeye vesile olarak sayıyız keşif ve buluşlara imza attırırken daha sonra beyinlerde yaşanan daralma ve durgunluk da, büyük bir çöküş ve küçülüşe imza attırmıştır. Nitekim Kutadgu Bilig\'in 1070\'li yıllarda verdiği ufuktan yaklaşık dokuz yüz yıl sonra yaşanan çalkantılar ve beyin daralması neticesinde bugünkü hâlimiz ortadadır. İşte yaşadığım küçük bir misâl: Üniversitede Araştırma Görevlisi olarak çalışırken birgün odama son sınıf öğrencilerinden çalışkan olarak bildiğim bir delikanlı geldi. O esnada önümde dizüstü bilgisayarım vardı. Çalışıyordum. Öğrenci önce: \"-Oo hocam, notebook kullanıyorsunuz!\" dedikten sonra ekledi: \"-Hocam, adamlar neler neler yapıyorlar! Bizimkiler ise... Yok hocam, biz Türklerden hiçbir şey olmaz. Biz hiçbir şey yapamayız. Şu dehşet bilgisayara kimin aklı erer ki?!..\" Bu sözleri duyunca çok üzüldüm. Ona: \"-Sen üniversiteden mezun olmak üzere bulunan bir yetişkin genç olarak böyle dediğin sürece bu millet hiçbir şey yapamaz elbette...\" dedim ve kendisiyle uzun uzun konuştum... Bu misâlle dikkat çekmek istediğim şudur ki, bugünün gençlerine en çok lâzım olan şey, sadece geçmişteki muhteşem medeniyetin rüyasını görmek değildir. Bilâkis o rüya gibi yüksek zirveleri tahakkuk ettirecek ilmî, irfânî ve ahlâkî yapıyı sağlamlaştırmaktır.

Bilmelidir ki, rüyaları gerçekleştirmenin en kestirme yolu da, uyumamaktır.

Mevlânâlar, Yunuslar ve Fâtihler gibi yarının insanları olabilmek istiyorsak, dünler ve bugünlerle oyalanmamalıyız. Geçmişten hisse alıp geleceğe yüksek bir ufukla beraber yürümesini bilmeliyiz. Aksi hâlde aklen, fikren ve rûhen kısa boylu insanların yanıltıcı gölgelerinde akşamlarız. Böyle kısa boylu insanlar ki, eğer bir yerde uzun gölgeler veriyor bir hâldeyse, o zaman orada güneş batıyor demektir... Ama insanlar kendilerini yüce ufukların kanatlarına teslîm edip madde ve mânâsıyla gökleri de aşmışsa, bu durumda da güneş hiç batmayacak demektir... Ulaşmalı diyorum, bu engin ufka gencin gözü ve eli...

Gençlik, ufuklarla sözleşmeli... Çünkü; Gidebildiğimiz yer, ufkumuzun bulunduğu yerdir..

-Muhammed Ali Eşmeli; Söz ola dergisi-

Alıntıdır



Date: 26 April 2007, Thursday Comments (0) | Add Comment




Comments (0)

Add a new comment:
Name:
E-Mail:
Your website (if you have):
Your Message:
Security Code:


Sponsor


Latest Entries

SİNEK KANADI VE DÜNYA
BÜLBÜL GÜL VE AŞK
ASLOLAN İDEALLERDİR
TAÅž
KÜPE TAKMAK

Latest Comments

 Solders: ♥ Cahile söz anlatmakta...
 Solders: Irmak kenarına çeÅŸme yapı...
 Solders: Beklemesini bilenin her ÅŸey a...
 Solders: Dönemeç Bir gündÃ...
 Solders: Serseri Yeryüzünde yaln...
 Solders: EN YAKIN Bütün insan...
 Solders: "Gençlerin aynada göremedikl...
 Solders: Kökünü ve dalını beÄŸenme...